Öğrenci hareketinin yeniden gelişimiyle beraber üniversitelerdeki rejimin yansıması olan kayyum rektörlerin baskı yöntemleri, giderek daha bariz bir görüntüye büründü. Boğaziçi Üniversitesi de 2021’den beri rejimin her yana uzanan kolları için bir deneme sahası konumunda. Artık okul yönetiminden beklenir bir hale gelen, öğrenciler tatildeyken büyük bir hamle yapma düşüncesi yine uygulamaya konuldu. 5 Şubat’ı 6 Şubat’a bağlayan gece Hamlin Hall binasında kalan son kulüplerin de odaları ve atölyeleri zorla ellerinden alındı. Verdiği sözleri tutmayan okul yönetimi; Güzel Sanatlar Kulübü, Müzik Kulübü ve diğer birçok kulübü, etkinliklerini engelleyerek fiilî olarak kapatma yoluna gitti. Bizse öğrenciler olarak dönemi büyük bir eylemle açtık ve yapabileceklerimizi yoğun bir şekilde tartışmaya koyulduk. Haftanın sonlarına doğru aktif eylemliliğin sönme ihtimali, farklı yollara başvurma ihtiyacını doğurdu.
Üzerimizdeki baskının temelinde üniversiteleri öğrencisizleştirme politikası olduğunu bildiğimiz için planlarımızı da buna karşı bir tepki olarak ördük. Ortalama bir öğrenciyi daha fazla okul içi siyasete çekmeliydik. Bunun yolu da teker teker faaliyetleri durdurulan kulüplerden ve öğrencilerin en etkili iletişim kanalı olan Öğrenci Temsilciliği Kurulu’ndan geçmekteydi. Kampüslerimizde, hiçbir otoriteden izin almadan bütün gönüllü grupların etkinlik düzenleyebilmesi için “Gürültü Panayırı” fikrinde buluştuk. Bu panayırın üç temel hedefi vardı:
-
Kültür aktarımını yapmamız mekânsal olarak engellendiği için bunu sözel olarak devam ettirmek,
-
Kulüp odalarımızın ve atölyelerimizin geri verilmesi talebini net bir şekilde dile getirmek,
-
Resmî ÖTK seçimlerinin yapılmasını ve ÖTK’nın yeniden etkin kılınmasını talep etmek.
Bu hedefleri okulda daha geniş çevrelere duyurabilmek için panayırın ilk gününü hazırlık öğrencilerinin olduğu Anadolu Hisarı Kampüsü’nde, ikinci gününü ise Güney Kampüs’te yapmayı planladık. Sonuç olarak, verimli bir katılımla çokça etkinlik düzenlendi ve iletişim kanalları tekrar güçlendi. Sadece yerel gündemimizden böyle bir organizasyon çıkarabilmiş olmamız, yeni planlara da ilham oldu.
Panayırı düzenleyenler olarak fikrimiz; aktif eylemliliğin bittiği dönemlerde kampüslerde öğrenci eliyle böyle etkinliklerin düzenlenmesinin, devamlı bir bilinçlilik durumunu sürdürmeyi sağladığı yönünde. Ek olarak, bu etkinlikler düzenlenirken yapılan müdahaleler de yeni seferberlikleri doğurma potansiyeline her zaman sahip. Fakat tabii ki bu etkinliklerin politik alt metinleri olmak zorunda. Ayrıca, kitlenin tepkisini pasifize edici bir niteliği olmamalı; tam tersine, ortalama öğrenciyi bilinçlendirebilmeli. Bu şekilde örülen etkinliklerin, sıradan bir basın açıklamasından daha uzaklara ulaşabileceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte bu yolları kullanmaya devam ederek ÖTK ve kulüpler gündemini her fırsatta dile getirmeyi sürdüreceğiz.

























