Enes Kablan
Geçtiğimiz günlerde Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen Sendikası ‘‘4+4+4’’ zorunlu eğitim sistemine dair saha araştırması bulgularını yayınladı. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın rapora dayanarak şunları söylüyor: ‘‘(Araştırma) 4+4+4 zorunlu eğitim sisteminin son 4 yıllık kısmına ilişkin bir değişim ihtiyacını ortaya koydu. Buradaki temel beklenti şu; hayatın gerçeklerine toplumun beklentilerine göre bu sürecin yeniden ele alınmasına ihtiyaç var.’’ Çözüm olarak da lise eğitiminin son yıllarının zorunlu olmaktan çıkarılması öneriliyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise liselerin 2+2 ya da 3+1 sistemine geçmesine yönelik soruya ‘‘Kamuoyunda bir talep olursa biz de ilgili birimlerimizle beraber oturur değerlendiririz, yasama organına bildiririz’’ diye cevap verdi. Peki, Ali Yalçın’ın bahsettiği ‘’hayatın gerçekleri’’ aslında kimin gerçeği ve ‘’toplumun beklentileri’’ kimin beklentisi? Ya da Bakan Yusuf Tekin’in ‘‘bir talep olursa’’ dediği kimin talebi?
Cevaba aslında lise öğrencilerinin daha okurken güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak çalıştığı MESEM programından aşinayız. Liselerde zorunlu eğitim yılının kısaltılması da çocuk işçiliğini yasallaştıran MESEM’in bir devamı niteliğinde. Lise öğrencileri için ‘‘hayatın gerçekleri’’ sermayenin doymak bilmez kâr hırsı karşısında eğitim hayatından koparılmaları, iş cinayetlerine kurban gitmeleri, örgütsüz ve güvencesiz çalıştırılmaları. Liselerde 2+2 gibi modellerin yasallaşması ‘‘toplumun beklentilerinden’’ çok sermayenin beklentilerini yansıtıyor. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Diyarbakır’da düzenlenen ‘‘Terörsüz Türkiye Vizyonuna Destek’’ başlıklı toplantıda liselerle entegre programlar düzenleyerek “hamilik” adı altında lise öğrencilerini ucuz iş gücü olarak kullanma beklentisini ortaya koydu. Diğer yandan Makine ve Kimya Endüstrisi A.Ş ‘‘Dershanesiz Okul’’ uygulamasını başlattığını duyurdu. Projeye göre öğrenciler fabrika hattının içinde asgari ücretin %30’una çalışıtırılacak. Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa hayata geçirilen bu proje, lise zorunlu eğitim yılının kısaltılmasının kimin beklentisi olduğunu gösteren başka bir örnek.
Sermaye devlet kurumlarıyla el ele vermiş, emeğimize yönelik saldırılarını yasallaştırırken bizler de bu saldırılara karşı birleşik mücadelemizi büyütmeliyiz. Ekonomik krizi bahane ederek öğrencilerin emek güçleri dahil olmak üzere bütün kaynaklar sermayenin hizmetine sunuluyor. Fakat bizler biliyoruz ki kaynaklar bizim lehimize kullanılsa okurken çalışmak zorunda kalmayız. Bu yüzden emekçi çocuklarının fabrikalarda ölmemesi için, nitelikli ve bilimsel eğitim haklarının sekteye uğramaması için: Liselerin Esnekleştirilmesine Hayır! MESEM Protokolü Derhal İptal Edilsin! Öğrenci Burslarına Derhal Zam!




















