19 Mart’tan beri süregelen, öğrencilerin başını çektiği ayaklanma her seferberlik gibi sönümlenmeye yaklaşırken araç tartışmalarına gebe oldu. Süreç esnasında inşa edilen pek çok mücadele aracı; boykot komiteleri, üniversite koordinasyonları, meclisler, fiili ÖTK’lar, kurul ve komisyonlar vs. öğrenciler tarafından kalıcılaştırılmayı beklemekte. Bu tür geçici mücadele örgütlerinin kalıcılaşması seferberliğin kazanımları açısından hayati önem taşıyor. Bu bağlamda öne çıkan bir kitle örgütü modeli olan ÖTK’lar ise pek çok okulda öğrencilerin gündeminin merkezine oturmuş, bazı okullarda ise ÖTK inşa seferberlikleri çoktan başlamış durumda. ODTÜ, İstanbul ve Marmara gibi üniversiteler ÖTK inşa süreçlerinde başı çekerken hali hazırda direniş sürecinin mirası olan ÖTK’yı fiilen ve resmen işleten Boğaziçili öğrenciler deneyim aktarımı için diğer okullardan öğrencilerle dayanışmaya başladı.
Aslen 70’lerde ODTÜ’de kurulmuş ve kayyum rektör Hasan Tan’ın istifasına varacak mücadeleler örgütlenmesinde önderlik etmiş Öğrenci Temsilciliği Kurulu (ÖTK), 12 Eylül darbesi ve YÖK ile merkezileştirilip işlevsizleştirilirken Boğaziçi’nde kayyum Melih Bulu’nun atanma süreci ile başlayan protestoların sonucunda listeler halinde seçimlere giren mücadeleci öğrenciler tarafından yeniden faal hale getirilmişti. O tarihten itibaren Boğaziçili öğrenciler yurt sorunundan yemekhaneye, fakülte bölünmesinden kütüphane eksikliğine, CİTÖK kampanyasından okula açılan eslab şubesine karşı eylemlere kadar gerek gündelik gerekse daha ileri mücadelelerini ÖTK’dan doğru örebilmekte.
Geçtiğimiz gün ise İstanbul Üniversitesi Boykot Komitesi, Boğaziçili iki ÖTK temsilcisini deneyim aktarmaları ve ÖTK işleyişi hakkında bilgi verdikleri bir sunum yapmaları için davet etti. ÖTK tarihinden, ODTÜ ve Boğaziçi deneyiminden bahsedildikten sonra İÜ’de örülecek kampanya ve yol haritası için bir kamusal tartışma başlatıldı. Gerek İÜ Öğrenci Meclisi’nden ve Boykot Komitesi’nden öğrenciler kendi iç dinamiklerine ilişkin tartışırken gerekse de Boğaziçili temsilcilere sorular soruldu ve aktarımlar yapıldı. Boğaziçi’ne ve ÖTK’ya ilişkin tartışmalar son bulduktan sonraysa öğrenci forumu devam etti. Açık havada yapılan etkinliğe İstanbul Üniversitesindeki muhtelif bölümlerden pek çok öğrenci katılım sağladı. Öğrenci dayanışmasının ulusal çapta büyütülmesi ve öğrenci hareketinin kendi kalıcı mücadele araçlarını inşa etmesi namına bu tür bir araya gelişler kıymetini koruyor.




















