2023’te Boğaziçi’nin ana kampüsündeki kulüp odalarının bir çoğunun sürgün edilmesinin ardından merkezi konumunu sürdürmeye devam eden son 4 öğrenci kulübü de geçtiğimiz hafta gece yarısı çevik kuvvet ekipleriyle yapılan bir operasyonla apar topar sürgün edildi. Kayyumun kampüsleri öğrencisizleştirme politikaları uzun bir süredir devam ederken son sürecin oldukça ayırt edici bir noktası vardı: kampüs ve çevresindeki şu ana kadar böylesi görülmemiş bir polis baskısı.
Yapılan şafak operasyonundan sonra “Kampüsler bizimdir” diyen öğrenciler eğitim döneminin ilk gününe eylem çağrısı çıktı. Öğrencilerin Güney Meydan’da toplanmasının ardından 30’un üzerinde polis aracı kampüse girdi ve o günden itibaren Boğaziçi’nde bir polis ablukası başladı. Güney Kampüs’ün her bir köşesinde güvenlik güçleri ellerinde silahlarla nöbet tutuyor, polisler öğrencilerin kaldığı yurtlar da dahil olmak üzere kampüsün her tarafına elini kolunu sallayarak girebiliyor, bir araya gelen öğrenciler ÖGB’nin veya sivil polislerin tacizine uğruyordu.
Böyle geçen dört günün ardından öğrenciler cuma günü Erdoğan’ın Boğaziçi’ne geleceği öğrendi. “Reisin” şerefine Güney Kampüs öğrencilerin ve akademisyenlerin girişine tamamiyle kapatıldı, Güney’deki derslerin online yapılacağı söylendi, kampüsteki tüm işletmelerin geçici süreliğine kapanacağı ve kampüse yalnızca o gün görevli çalışanların girebileceği öğrenildi. Bir hafta öncesinde kulüp odaları bahanesiyle yaratılan polis baskı ve şiddeti katlanarak arttı, Güney Kampüs’te yurtta kalan öğrencilere etkinliğin sabahında odalarının aranacağı ve kapı ve dolap kapaklarını kitlememeleri söylendi ve kitlemeleri durumunda eşyalarının kırılacağıyla öğrenciler tehdit edildi. Kampüs çevresindeki esnaftan çalışanların bilgisi alındı, kampüs çevresinin dört bir yanı polis barikatlarıyla kapatıldı, metro çıkışında öğrencilere polis aramaları başladı, yaşam alanlarındaki bu fiili OHAL durumunu fotoğraflayan öğrenciler polis şiddeti ve tacizine maruz kaldı. Tüm bu yaşananlara karşı kampüslerinde basın açıklaması gerçekleştiren öğrenciler tuttukları dövizler bahane edilerek gözaltına alındı.
Bu esnada Erdoğan ise ekim ayında öğrencilerin kullanımına açılan kız yurdu ve üniversiteye değil Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’na (BUVAKIF) ait olan erkek yurdunun açılış törenindeydi. Erdoğan törende gerçekleştirdiği konuşmasında da BUVAKIF’a ve geçtiğimiz yaz görevine tekrardan atanan kayyum rektör Naci İnci’ye yönelik övgü ve tebriklerini eksik etmedi.
Son bir haftada Boğaziçi’nde bütün bu yaşananlar rejime ve onun üniversitelerdeki durumuna dair gerçekliği oldukça çıplak bir şekilde gözler önüne seriyor. Bütün gücü tek bir odakta toplamayı amaçlayan Tek Adam Rejimi yine de oldukça kırılgan ve yaşanabilecek en ufak patlama bile içerisinde bulunduğu kriz sebebiyle onun gözünde büyük bir tehdit. Kampüsleri öğrencisizleştiren, akademi kadrolarını paraşütlerle dolduran, üniversite kaynaklarını sermaye için kullanan kayyum rejiminden kurtuluş için kampüslerdeki öğrenci örgütlülüğünü örecek ÖTK’ları inşaa etmekse öğrencilerin önündeki en büyük görev olarak duruyor.


























