Biz öğrencilerin sesimizi duyurmamız, kendimiz ve okullarımız ile ilgili kararlarda söz sahibi olabilmemiz için var olan Öğrenci Temsilcileri Konseyi (ÖTK), demokratik temsilin en meşru aracı olarak karşımıza çıkıyor. ÖTK, seçtiğimiz temsilciler aracılığıyla, üniversite yönetiminin birçok alanına kendi irademizi taşımamızı sağlayabilecek resmi bir mekanizmadır.
Ancak bugün, üniversitemizde seçimlerin iki yıldır yapılmaması, basit bir idari gecikme değil, on binlerce öğrencinin temsil hakkının gasp edilmesidir. Bu durum yüzünden yaşadığımız sorunlar görmezden gelinmekte ve bizi doğrudan ilgilendiren konularda söz sahibi olmamız engellenmektedir.
Kampüslerimiz güvende hissettiğimiz, bizim dediğimiz yerler olmalıdır. Temsil mekanizmalarımız elimizden alındığında ise üniversite, kararların tepeden alındığı ve bizlerin sadece birer hizmet alıcısı haline geldiğimiz bir yapıya bürünmüştür. Oysa bu kampüsler bize aittir.
Yemekhane kalitesi ve fahiş fiyatlar, en temel hijyen ihtiyacı olan tuvaletlerdeki peçete ve sabun eksikliği gibi konular, bir üniversitenin öğrencisine verdiği değerin en somut göstergeleridir. Ama mesele bundan çok daha derin. Bizim geleceğimizi doğrudan şekillendiren müfredatlarımızın içeriği, sınav takvimleri, kütüphane ve çalışma alanlarının yetersizliği, hatta maruz kaldığımız akademik veya idari haksızlıklar. Tüm bu konular, bizlerin doğrudan muhatap olduğu ve söz hakkı olması gereken hayati başlıklardır. ÖTK benzeri kitlesel örgütlenmelerin eksikliğinde, bu konulardaki tekil taleplerin başarıya ulaşması oldukça zordur.
İşte bu yüzden, İstanbul Üniversitesi’nde etkin ve demokratik ÖTK’nın kurulması için bir kampanya düzenlememiz, bir lüks değil, acil bir ihtiyaçtır. Öğrencilerin temsil hakları bir lütuf değil, mücadeleler sonucu elde ettiğimiz yasal haklarımızdır. Bu hakları yeniden talep etmemiz, sadece bir hak arayışı değil, aynı zamanda demokratik sorumluluğumuzdur.
Çözüm, yine biz öğrencilerin kolektif mücadelesidir. Amacımız ilgili yönetmeliğe göre en geç bir ay içerisinde yapılması gereken ÖTK seçimlerinin derhal yapılması ve bu sürecin tüm öğrencilere şeffaf bir şekilde duyurulması için yönetimi zorlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için bir dilekçe kampanyası başlatmalı; forumlar, eylemler ve sosyal medya çalışmaları düzenlemeli. Ve kendi bölümlerimizde ve fakültelerimizde inisiyatif alarak fiili temsil mekanizmaları oluşturmalıyız.
Üniversitemizin her fakültesinden, her bölümünden yükselen bu ortak talep, sadece daha iyi bir yemekhane veya daha temiz bir tuvalet talebi değildir. Bu kendi geleceğimiz hakkında söz sahibi olma mücadelemizdir.






















