Geleceğe dair umutsuzluk küçük yaşlara inerken ailelerinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda kalan çocukların sayısı da artıyor. Sermayenin ucuz işgücü olarak kullanılan çocukların çalışma koşulları ve sosyal çevreleri, uyuşturucu ve şiddetin hayatlarına girmesine kapı aralıyor.
Ekonomik kriz emek sömürüsünü derinleştirdi ve genişletti. MESEM’lerde düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırılan, zorunlu eğitimini bitirmeden çalışmaya zorlanan çocukların sayısında ciddi bir artış var. Çocuklar işyerlerinde hakarete, fiziksel şiddete, ağır çalışma koşullarına maruz kaldıklarını anlatıyor.
Eğitim-İş’in 2026 Mayıs ayında yayımladığı “MESEM’ler Üzerine Mitler ve Gerçekler” başlıklı rapora göre ortaöğretim kademesinde okulda olmayan toplam çocuk sayısı 1,5 milyona yakın. Bunların yaklaşık 550 bini mesleki eğitim kılıfı altında MESEM’lerde sömürülüyor. TÜİK’in 2024 yılında (MESEM öğrencilerini dışarıda bırakarak) açıkladığı yalnızca 15-17 yaş arası çalışan çocuk sayısı ise 869 bin. Bu veriler ışığında Türkiye’deki çocuk işçi sayısının en az 1,5 milyon olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü’nün 2026 Mart ayında 463 MESEM öğrencisiyle yaptığı ankete göre ise öğrencilerin yüzde 54’ü çalışma ortamında fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalıyor. Erken yaşta eğitim öğretimden koparılıp ağır sömürü ve şiddet koşulları altında çalışmaya zorlanan çocuklar yoksulluktan çıkmanın başka yollarını arıyorlar.
Çocukları yasadışı işlere, çeteleşmeye, şiddete ve kadın düşmanlığına iten birkaç neden var; bunların başında yoksulluk geliyor. Kendi ihtiyaçlarıyla beraber ailelerinin de geçimini sağlamak zorunda kalan çocuklara patronlarından görmedikleri saygı, büyük paralar ve aidiyet duygusu vaat eden işler başka sömürü fırsatları yaratıyor.
Rejimse bir yandan çocuk işçiliğini ve sömürüyü derinleştirmenin yollarını ararken bir yandan bunun yol açtığı toplumsal krizin sorumluluğunu ailelere ve çocukların bizzat kendilerine yıkmaya çalışıyor. AKP tarafından 14 Temmuz’da TBMM Başkanlığı’na sunulan suça sürüklenen çocuklara yönelik yasa teklifi Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Teklife göre artık 15-18 yaş arası çocuklara müebbet hapis cezası verilebilecek.
Bu tablo kader değil, burjuvazinin işçi sınıfının çocuklarını hedef alan saldırılarının sonucudur. Patronlar düşen kârlarını çocuk işçiliğiyle kurtarmaya çalışıyor, devletse buna yasal bir kılıf uyduruyor. Bu yoksullaştırma saldırısının bir sonucu olarak suça sürüklenen çocuklarsa yine devlet eliyle cezalandırılıyor. Bu düzene karşı örgütlenmekten başka çaremiz yok. Çözüm münferit suçlular aramak değil, işçi sınıfının çocuklarına çalışmaktan ya da suça sürüklenmekten başka bir yol bırakmayan bu düzeni alaşağı etmektir.
Boğaziçi Üniversitesi’nden bir Zırhlı Tren okuru
























