Yeni bir eğitim öğretim yılı başlarken, sürekli değişen siyasi gündemde öğrencilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar aynı olmakla kalmıyor, günden güne daha da derinleşiyor. Yetersiz yurtlar ve uçuk kiraların yarattığı barınma sorunu ve diplomalı veya diplomasız her türlü gencin geleceğinin elinden alınması, binlerce öğrencinin okurken çalışmak zorunda kalması, daha geçtiğimiz haftalarda onlarca üniversiteye atanan kayyumlar gibi üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalar; bunların hepsi yeni dönemin de sadece bir eğitim yılı değil, aynı zamanda yoğun bir mücadele dönemi olacağını açıkça gösteriyor.
Bu koşullar karşısında öğrenci hareketinin acilen örgütlenmesi ve temel haklarını savunacak bir program etrafında birleşmesi gerekiyor. Mücadele programımız için her şeyden önce parasız, bilimsel, nitelikli, laik ve anadilinde eğitim hakkı talebi birincil öncelik olmayı sürdürüyor. Bir kriz haline gelen barınma sorununun çözülmesi için nitelikli, güvenli ve parasız yurt imkânları bir sosyal hak olarak sağlanmalıdır. KYK yurtlarındaki koşulların iyileştirilmesi, öğrencilerin can güvenliğini ve haklarını koruyacak doğrudan öğrenci ve işçi denetimindeki yurt komiteleri ile mümkündür. Cemaat ve tarikat yurtlarına mahkûm edilmediğimiz, sağlıklı ve parasız yemeğe erişebildiğimiz, beslenme ve barınma ihtiyaçlarımızın kâr konusu yapılmadığı bir üniversite yaşamı şart.
Enflasyon karşısında eriyip giden ve yemekhanelerde günde iki öğün yemek yemeye dahi yetmeyen KYK bursları, pek çoğumuzu eğitim hayatımızı devam ettirebilmek için çalışmak zorunda bırakıyor. KYK burslarının derhal üç ayda bir gerçek enflasyon oranında artırılması ve tüm öğrenim kredilerinin karşılıksız bursa dönüştürülmesi talebi bu noktada hayati.
Bunun yanı sıra, üniversitelerde gittikçe daralan demokratik alan öğrencilerin ve emekçilerin mücadelesine balta vurmaya devam ediyor. Öğrencilerin kampüsleri, yurtları, yemekhaneleri ve öğrenci kulüpleri üzerinde söz hakkına sahip olabilmeleri için verdikleri mücadele çoğu zaman kolluk kuvvetlerinden oluşan bir etten barikatla çevreleniyor. Üniversitelerdeki kayyumların her geçen gün daha da az bahaneye gerekçe duyarak öğrencilere uygulattığı şiddet, rejimin karakterini de gözler önüne seriyor. Öğrenci Temsil Kurulları (ÖTK) seçimlerinin YÖK mevzuatı bahane edilerek askıya alınması ile öğrenci mücadelesinin sürekliliği engellenmek isteniyor.
Bizlerse bizden alınan geleceği geri almak, üniversitelerde ve yurtlarda söz ve karar sahibi olmak, insanca yaşayabilmek için kampüslerde, amfilerde, var olduğumuz her yerde bir araya gelmeli, örgütlenmeli, birlikte mücadele etmeli, kendi geleceğimizi ellerimize almalıyız.
























