İstanbul Üniversitesi yemekhane eylemlerinden ne öğrendik?

İstanbul Üniversitesinde yeni eğitim yılı yine zamlarla açıldı. Bir öğün yemeğin fiyatı 52,5 TL’den 72 TL’ye çıkarıldı. Üstelik her geçen gün daha pahalıya satılan yemekler hem yetersiz hem de niteliksiz. Öğrenciler, eğitimin giderek daha maliyetli hale getirildiği bu düzende en temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için dahi ödeme yapmak zorunda bırakılıyor. Böylece eğitim, kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak sermaye için bir kâr alanına dönüştürülüyor.

Her yıl öğrencilerin tepkisini en aza indirmek amacıyla yaz döneminde yapılan zamlara enflasyon ve bütçe yetersizliği gibi gerekçeler sunuluyor. Yemekhane ücretlerinin dışarıdaki ortalama bir öğünden daha ucuz olduğu söylenerek zamlar meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Oysa tartışılması gereken, öğrencilerin yemekhanede dışarıya kıyasla ne kadar tasarruf ettiği değil, nitelikli ve erişilebilir beslenmenin neden bir hak olarak güvence altına alınmadığıdır. Üniversite bütçelerinin önceliği, öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak olmalıdır. Eğitim hakkı, öğrencilerin beslenme hakkından bağımsız düşünülemez.

Tüm bu koşullara karşı bir araya gelen İstanbul Üniversitesi öğrencileri, yemekhane sorununa ilişkin taleplerini belirledi. Yemek ücretlerinin düşürülmesi, vegan yemek hakkının sağlanması, porsiyonların artırılması ve yemeklerin niteliğinin iyileştirilmesi, yemekhane burslarının kontenjanının genişletilmesi ve yemek ücretlerinin öğrencilerin denetiminde belirlenmesi talepler arasında yer aldı.

Taleplerin karşılanması için eylem çağrısı yapıldı ve imza kampanyası başlatıldı. Üniversitedeki kulüp stantlarının kurulduğu tarihlerde yürütülen imza kampanyasıyla sorunun daha fazla öğrenciye ulaştırılması ve ortak bir tepkinin oluşturulması hedeflendi. Ardından kampüs içerisinde sloganlarla yemekhaneye yüründü ve yemekhane içinde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Eylemlerin ardından taleplerin bir kısmının kabul edilmesiyle mücadele somut kazanımlarla sonuçlandı.

Bu süreç, ortak sorunların ancak birlikte hareket edildiğinde dönüştürücü bir güce kavuşabileceğini gösterdi. Forumda taleplerin ortaklaştırılması, imza kampanyasıyla daha fazla öğrenciye ulaşılması ve eylemle bu taleplerin görünür kılınması, kazanımların elde edilmesinde önemli bir rol oynadı. Ancak taleplerin bir kısmının karşılanmış olması, mücadelenin sona erdiği anlamına gelmiyor.

Yemekhane mücadelesi yalnızca bir öğünün fiyatıyla değil; kamusal eğitim, nitelikli beslenme ve öğrencilerin kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olmasıyla ilgili. İstanbul Üniversitesinde elde edilen kazanımlar, örgütlü mücadelenin sonuç alabileceğini ortaya koydu. Bundan sonraki süreçte ise, kalıcı denetleyici mekanizmalar oluşturmak, bu kazanımları korumak ve ileri taşımak için büyük önem taşıyor. Taleplerimiz net: nitelikli ve ücretsiz yemek istiyoruz.

Önceki İçerikKampüs hayvanlarını ölüme sürükleyen rejime karşı birleşelim!
Sonraki İçerikİÜ’de DHL eCommerce protestosu: kayyumun da işçi düşmanı şirketlerin de karşısındayız