Birçok üniversitede öğrenciler gönüllü olarak kendi cep harçlıkları ile hayvanların beslenme ve bakım masraflarını karşılamaya çalışıyor. Kısırlaştırma ve diğer sağlık harcamalarının karşısında kayyumlar öğrencilere yardım etmeye tenezzül dahi etmiyorlar. Hayvan düşmanı yasayı çıkaran tek adam rejimi ve bunu uygulayan yerel yönetimler gönüllülere kaynak ayırmak yerine hayvanları zorla toplatarak ölüme sürüklendikleri niteliksiz barınaklara tıkıyor. Güzel görüntüler vermek istediklerinde üniversite sosyal medya hesaplarını kampüs hayvanlarının fotoğraflarıyla kuşatan kayyumlar, hayvanların uyum sağladıkları alanlardan sökülüp bakımsız hayatlara ve ölüme itilmesine göz yumuyor.
Sorun gerçekten ortak yaşam alanlarımızda kampüs hayvanlarının verdiği rahatsızlık olsaydı gönüllü işletilen toplulukların barınaklarına kaynak ayrılır, bakımlarını yapan gönüllüler ile beraber çalışılırdı. Sorun hayvanların saldırganlığı olsaydı kısırlaştırma ve rehabilitasyon için dayanışma gösteren öğrencilere yardım eli uzatılır, sahiplendirme çalışmalarına ve nitelikli barınakların inşasına hız verilirdi. Fakat bunların hiçbiri yapılmıyor. Çünkü dertleri hayvanların insanlarla uyumunu sürdürmek değil. Öğrencilerin yaşam alanları hakkında söz sahibi olmasını istemedikleri gibi buna yol açabilecek üniversite kulüp ve topluluklarını da kaynak vermeyerek yok etmeye çalışıyorlar. Çünkü bütçeler bize ve acil sorunlarımızın çözümlerine ayrılmıyor. Taleplerimizi yükselttiğimizde karşılaştığımız tavır, tek adam rejiminin emekçilere gösterdiği ile farksız. Fakat kaynak elbette var; bizlere ayrılmayan, patronlara ve fon vurgunlarına ayrılan bir kaynak…
Bugün Ege Üniversitesinde olduğu gibi yarın diğer üniversitelerde bu ikiyüzlü saldırganlığı devam ettirmek isteyecekler. Tek adam rejiminin kampüslerdeki hayatımızdan beslediğimiz hayvanlara kadar her şeye müdahale edişini ancak birlikte engelleyebiliriz.

























