Geçtiğimiz Eylül ayından bu yana Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde gençlerin ve işçi sınıfının başını çektiği seferberlikler giderek büyüyor. Kapitalist kriz kemer sıkma politikalarını işçilere, özellikle de gençlere dayatıyor. Konuta erişim giderek zorlaşıyor, ücretler yetersiz kalıyor, istihdam koşulları giderek daha güvencesiz hale geliyor ve eğitim alanındaki kesintiler kamusal eğitime erişimi kısıtlıyor. Bu gerçekliğin karşısında huzursuzluk giderek büyüyor ve bu doğrultuda mücadeleler kemer sıkma politikalarından ve çok uluslu şirketlerin çıkarlarını korumaktan sorumlu hükümetleri zora sokuyor.
İspanya’da Maricarmen olayı konut hakkını savunan bir öfke dalgasına, protestolara ve çadır kamplarına yol açtı. Bu protestolar hükümetlerin konut politikalarının sorgulandığı bir ortamda eğitim mücadelesi gibi diğer toplumsal mücadelelerle birleşmeye başlıyor.
Rakamlar genç işçilerin karşı karşıya oldugu durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. 2025 yılında gençlerin yalnızca %14,5’i ailelerinden bağımsız bir yaşam kurabilmişken, aile evinden ayrılma yaşı 30’a ulaştı. Ortalama kira ücreti genç bir işçinin aylık ortalama maaşına kabaca eşdeğer bir sayıya, 1176 avroya çıktı. Bu durum artık bir işe sahip olmanın bağımsız bir yaşamı garanti edemediğini ve pek çok genç için kira ödemenin başını sokacak bir çatıya sahip olabilmek adına gelirinin neredeyse tamamını harcamak demek olduğunu ortaya koyuyor. Konut krizi temel bir hakkı ticari faaliyete dönüştüren, toplumsal ihtiyaçları gayrimenkul kârlarına ve fırsatçı yatırım fonlarının ticari çıkarlarına tabi kılan bir modelin sonucudur. Kiralar hızla yükselirken ücretler geride kalıyor ve kamu konutları yetersiz kalmaya devam ediyor. Gençler aile evlerinde daha uzun süre kalmaya, odalarını başkalarıyla paylaşmaya veya barınabilmek için gelirlerinin neredeyse tamamını harcamak durumunda bırakılıyor. Bu duruma karşılık insanca konuta erişim daha iyi ücretler ve özellikle daha önce de büyük grevlere yol açmış eğitim alanı başta olmak üzere kamu hizmetlerinin genel olarak iyileştirilmesi talepleriyle 11 Kasım için genel grev çağrısı yapılıyor.
Pedro Sánchez hükümeti yapısal önlemlere duyulan ihtiyaca rağmen krizi kökünden çözmeyi başaramadı. Bu sırada PP ve Vox tarafından temsil edilen aşırı sağ alternatifler hükümete yönelik giderek büyüyen hoşnutsuzluktan yararlanmaya çalışarak güç kazanıyor. Olumlu gelişme ise bugünkü seferberliklerin hem PSOE-Sumar hükümetinin reformist politikalarına hem de aşırı sağın söylemlerine karşı çıkıyor olması.
Fransa’da ortaöğretim öğrencilerinin hareketi eğitime ayrılan bütçenin artırılması, öğretmenlere daha iyi maaşlar ve insanca eğitim koşullarının sağlanması gibi talepler doğrultusunda bir aydan uzun süredir kitle seferberlikleri ve geniş çaplı okul ablukaları gerçekleştiriyor. Emmanuel Macron hükümetinin kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen protestolar 17 Ekim’de 800 binden fazla kişinin katıldığı işçi sınıfı mücadelesiyle birleşiyor. Bu koşullar altında 5 Kasım’da başka bir genel grevin daha olması bekleniyor.
Öğrencilerin ve işçilerin birliği kemer sıkma politikalarına karşı mücadelede kritik öneme sahip. Fransa’daki işçi-öğrenci seferberlikleri bunu açıkça ortaya koyuyor.
Portekiz’de hem Lizbon’da hem de Porto’da barınma hakkını talep eden çadır kampları kuruldu ve gösteriler düzenlendi. 2021 nüfus sayımına göre ülke genelinde 723 bin konut kullanılmıyordu veya boş durumdaydı. Bunların 485 binden fazlası yaşanabilir durumdaydı ancak yalnızca 236.927’si satışa veya kiraya sunulmuştu. Yaklaşık 250 bin konut ise başka nedenlerle boş olarak kaydedilmişti. Bu konutlar ne birincil ne de ikincil konut olarak kullanılıyor, ne de piyasaya sunuluyordu. Bu rakamlar konut krizinin yalnızca konut yetersizliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Aynı zamanda konutları kimin kontrol ettiği ve spekülasyon amacıyla nasıl kullanıldığı sorularını ortaya koyuyor.
Binlerce işçi uygun fiyatlı kiralık konut arayışındayken Demokratik İttifak (AD) hükümeti gayrimenkul yatırımcılarını çekmek üzere tasarlanmış yöntemlere öncelik veriyor. Ev sahiplerine ve yatırımcılara yönelik vergi avantajları, kira teşvikleri ve konut kredileri için kamu garantileri, piyasanın bizzat kötüleştirdiği bir sorunu yine piyasa aracılığıyla çözmeyi amaçlıyor. Örneğin, 35 yaşına kadar gençlere yönelik kamu garantisi krediye erişimi kolaylaştırıyor ancak kamu konutu inşa etmiyor ve spekülasyonu sınırlandırmıyor. Konut bulma ve bedelini ödeme sorumluluğu yine her ailenin üzerine bırakılıyor. Aylık 2300 avroya kadar çıkan sözleşmeleri de kapsayan ve vergi avantajlarından yararlanan sözde “ılımlı kiralar” için de benzer bir durum söz konusu. Bu politikalar çadır kamplarını yaygınlaştırdı ve 27 Kasım için yeni bir seferberlik hazırlanıyor.
Arnavutluk’ta ortak varlıkların yağmalanmasına ve siyasi yolsuzluğa duyulan öfke Başbakan Edi Rama hükümetine karşı bir gençlik isyanına dönüştü. Gençler topraklarını ve ortak varlıkları savunma mücadelesini ülkenin ekonomik ve toplumsal koşullarına ve siyasi yolsuzluğa yönelik eleştirilerle birleştiriyor.
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da şehir merkezinde basit bir stüdyo dairenin kirası aylık 450 avro ila 600 avro arasında değişiyor. Bu tutar ortalama bir maaşın yüzde 80 ila yüzde 100’ünü tüketebiliyor. Kamusal eğitim de yapısal finansman kesintilerinden zarar görüyor. Eğitim koşullarının iyileşmesini talep eden protestolar hükümete yönelik giderek büyüyen hoşnutsuzluğa ekleniyor ve gençlerin kendi gelecekleri için mücadele ettiğini açıkça gösteriyor.
İtalya’da da öğrenci hareketi büyük seferberliklerin başını çekiyor. Bu sürecin bir parçası olarak İtalya’da İsrail’in soykırımına karşı Filistin’le dayanışma içinde olan gençlerin cezaşandırılmasına son verilmesini talep eden önemli gösteriler düzenlendi.
Sırbistan’da gençler iki yıldır sokaklarda. Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonundaki sundurma çöktü ve 16 kişi hayatını kaybetti. Öğrenciler bu felakete yol açan yolsuzluğu ve ihmali tespit etti. Üniversitelerin fakültelerini işgal ederek ülke genelinde gösteriler düzenlediler.
Öğretmenler, avukatlar, çiftçiler ve çalışan kesimlerin bir bölümü de bu mücadeleye katıldı.
Duyulan öfke kısa sürede Aleksandar Vučić hükümetine karşı kitlesel bir harekete dönüştü. Cumhurbaşkanı Vučić, hareketi yabancı güçlere bağlayarak suç unsuru olarak göstermeye çalışsa da gelişen seferberlik onu istifaya zorladı.
Öğrenciler seçimlere kendi seçim listeleriyle katılıyor. 22 Ekim’de Belgrad’da öğrencilerin çağrısıyla düzenlenen mitinge on binlerce kişi katıldı. Gençler yolsuzlukla ilgili hesap verilmesini talep ediyor ve geleceğe gençlerin ve işçilerin kendilerinin karar vermesi gerektiğini vurguluyor. Bu talebin elde edilebilmesi sandıkları aşan ve sokaklarda, eğitim kurumlarında ve iş yerlerinde devam edecek mücadeleye bağlıdır.
Almanya’da Eylül ayından bu yana seferberlikler düzenleniyor. Gençler 12-16 Ekim tarihleri arasında yeni okul ablukalarına öncülük etti. Ancak protestoların temel siyasi odağını devlet militarizmine ve Friedrich Merz hükümetinin planlarına karşı duruş oluşturuyor.
Okullar kötüleşirken ve nitelikli kamusal eğitimi güvence altına almak için gerekli kaynaklar eksik kalırken hükümet zorunlu askerlik uygulamasını hayata geçirmeye çalışıyor. Belçika’da ise Bart De Wever hükümetinin uygulamaya koymak istediği 10 milyar avroluk bütçe kesintilerine karşı 9 ve 12 Ekim’de grevler, ardından 17 Ekim’de büyük seferberlikler düzenlendi.
Gençliğin başını çektiği protesto dalgaları yakın zamanda Yunanistan’a da ulaştı. Binlerce insan artan yaşam maliyetine ve eğitimdeki kesintilere karşı sokaklara çıktı. Öğrenciler ve öğretmenler Başbakan Kyriakos Mitsotakis hükümetinden krize çözüm bulmasını talep ederek Atina’da ve diğer şehirlerde sokakları doldurdu. Avrupa genelindeki protesto dalgalarının, 20 Kasım’da düzenlenecek büyük bir Uluslararası Eğitim Grevi’nde birleşmesi hedefleniyor.
Bu büyük seferberlikler çoğunlukla gittikçe büyüyen protesto dalgalarını bastırmaya çalışan hükümetler tarafından şiddetli baskıyla karşı karşıya kalıyor. Fransa’da şimdiden 6 binden fazla kişi tutuklandı ve Macron hükümeti sokağa çıkma yasakları ve gösteri yasakları gibi seferberlikleri sınırlandıracak yeni önlemler almayı planlıyor. Portekiz’de protesto çadırları tahliye edildi ancak aktivistler alanları tekrardan işgal etmeyi başardı. İtalya’da Meloni askerleri görevlendirerek ve reşit olmayanları kriminalize ederek önleyici gözaltı uygulamalarıyla seferberlikleri bastırmaya çalışıyor. Tüm bu önlemlere rağmen protestolar durdurulamıyor.
Avrupa genelinde devam eden mücadeleler her ülkede kendine özgü özellikler taşısa da aynı temel çelişkiyi ifade ediyor. Hükümetler çokuluslu şirketlerin ve işverenlerin ticari çıkarlarını korurken genç işçiler düşük ücretlerle, güvencesiz istihdamla, karşılanamaz kiralarla, eğitim kesintileriyle ve militarizmle karşı karşıya kalıyor. Kapitalist kriz milyonlarca gence hiçbir gelecek olanağı sunmazken onlardan giderek kötüleşen yaşam koşullarını kabullenmeleri bekleniyor. Dahası, aşırı sağın yükselişi inkârcı, kadın düşmanı ve göçmen karşıtı politikalarla işçi sınıfını ve gençleri hedef alıyor. Sosyal demokrasi ve reformizm ise insanların talep ettiği yanıtı vermekten aciz kalıyor ve sermayeyi savunmaya sıkı sıkıya bağlılığını sürdürüyor. Bu koşullarda süregelen seferberlikler gençlerin içinde bulundukları koşullara boyun eğmeye niyetli olmadığını gösteriyor.
Genel grevler ve sokak seferberlikleri aracılığıyla öğrenci mücadelelerinin işçi sınıfının mücadeleleriyle birleşmesi kemer sıkma planlarına karşı koymanın temel araçlarından biridir. Buradaki temel görev bu mücadeleler arasındaki koordinasyonu güçlendirmek ve kapitalizme karşı mücadele eden, işçilerin ve gençlerin öncülük ettiği bağımsız bir devrimci siyasi alternatif inşa etmektir. Genç işçilerin bir geleceğe sahip olabilmesinin tek yolunun bir işçi hükümetinden ve sosyalist bir dünyadan geçtiğini biliyoruz. İUB-DE Gençliği olarak kapitalist hükümetlerin planlarını genel grevler ve seferberlikler yoluyla boşa çıkarmak için mücadele eden gençleri ve işçi kadınları bütünüyle destekliyoruz. Kapitalizmin krizine karşı genç işçiler için tabandan yükselen bir alternatifin inşa edilmesini savunuyoruz.
Kazanmak için mücadelelerimizi birleştirelim!

























