Öğrencilerin rejimle imtihanı

Geçtiğimiz ocak ayında üniversite öğrencilerini yakından ilgilendiren gelişmelere şahit olduk. Açıklanan 2026 yılı KYK burs miktarları ve İŞKUR Gençlik Programı ücretleri öğrencilerin gelecek bir senesini şekillendirirken, rejimin genel olarak üniversite eğitimine ilişkin yaptığı planlar üniversite öğrenciliğini kökünden değiştirme potansiyeline sahip.

Üniversite eğitiminin 3 yılda tamamlanmasını amaçlayan yeni bir eğitim sistemi, bizzat YÖK tarafından 2026-2027 yılında uygulamaya sokulmaya hazırlanıyor. Bir senenin 11-12 haftalık üç dönemi kapsayacağı bu sistemin amacı, eğitimin maliyetini düşürerek öğrencileri bir an önce üretim çarklarına fırlatabilmek. Rejimin bu planı doğrultusunda öğrencilerin yoğunlukları katbekat artacak, zaten hem çalışıp hem okumak zorunda kalan öğrencilerin üniversite hayatı adeta bir cehenneme dönüşecek. Yeni eğitimin niteliği ve kampüs yaşamının geçireceği dönüşüm ise hâlâ birer muamma.

2026 ile öğrencilerin hayatında bazı şeyler değişirken bazı şeyler ise hâlâ aynı. KYK burs ve kredilerinin 4000 TL olarak ilan edilmesi ile öğrencilerin bir kez daha sefalete mahkûm edilmesi bu aynılardan biri. Asgari ücretin yedide birine denk gelen bu korkunç miktar, yılın geri kalanında gelecek zamlar göz önünde bulundurulduğunda ne barınmaya ne beslenmeye yetecek. Öğrenciler bu sene de en temel haklarını giderebilmek için çalışmak zorunda kalacaklar. Bu yeni bir şey değil, yalnızca son birkaç yıldır sonuçlarını tüm ağırlığıyla hissettiğimiz ekonomik krizin faturasını emekçilere kesme politikasının bu seneki sonuçları. Her sene olduğu gibi bu sene de faturanın öğrencilere düşen payı altında ezildik, tek fark ezilişimizin her geçen sene daha da katmerlenmesi. Ne bitmeyen krizmiş bu?

Tek Adam rejimi sağ olsun, öğrencilerin karşı karşıya oldukları bu ekonomik çıkmazı ve bursların yetersizliğini daha geçen senenin başında tespit etmişti. Rejim, sorunu tespit ettiği gibi kolları sıvayıp çözüm arayışına düştü: bursları artırmak, KYK yurtlarının yaşam koşullarını insan onuruna yaraşır seviyelere çıkarmak, KYK burs ve yurtlarından sorumlu Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesini artırarak bu önlemlerin alınmasını sağlamak… Rejimin bulduğu parlak çözüm maalesef bunlardan hiçbiri değildi, rejimin çözümü İŞKUR Gençlik Programı adı altında öğrencileri üniversitelerde çalıştırmak oldu. Bu dahiyane çözüm ile rejim bir taşla iki kuş vurmuştu: Bir yandan normal şartlarda üniversite emekçilerinin yapması gereken işleri çok daha ucuza öğrencilere yaptıracak, diğer taraftan ise burs kavramını bitirerek okurken çalışmayı norm haline getirecekti. Şimşek programı kapsamında hem emekçi ücretlerinden hem de burslardan tasarruf anlamına gelen bu dahiyane program 2026 yılında da devam ediyor. İŞKUR’un açıklamasına göre, bu sene program katılımcıları çalıştıkları her gün için 1375 TL “cep harçlığı” alacaklar. Geçen senenin ücretlerine lütfedip yaptıkları yüzde 27’lik bu zam ile beraber öğrencilerin eline geçen miktar hâlâ asgari ücretin çok altında kalıyor. Öğrenciler, rejim eliyle çalıştırılmalarına rağmen rejim eliyle sefalete mahkûm ediliyor.

Rejimin kendi elleriyle çalışmaya ittiği tek öğrenci kesimi maalesef üniversiteliler değil. MESEM projesi kapsamında liseliler, “mesleki ve teknik eğitim” adı altında 2021 yılından beri haftanın 4 günü fabrikalarda ve atölyelerde çalıştırılıyorlar. 400 binden fazla öğrencinin kayıtlı olduğu MESEM’ler kapsamında ağır işlerde çalıştırılan öğrencilere reva görülen para ise 2026 yılında 9, 10 ve 11. sınıf öğrencileri için 8442 TL, 12. sınıf öğrencileri için ise 14.037 TL oldu. Yani çocuk işçilik rejim eliyle yasallaştırılmakla kalmadı, bir de üstüne çocuk işçilere adeta kölelik yevmiyesi dayatıldı. Şu ana kadar en az 17 çocuğun hayatını kaybettiği MESEM’lerin derhal kapatılması gerekirken rejim ne yaptı dersiniz? 2024-2025 eğitim yılında uygulamaya soktuğu mesleki ortaokullar ile çocuk işçiliğin yaşını 11’e kadar düşürdü. Rejimin kendi elleriyle inşa ettiği yasallaşmış çocuk işçiliği rejim bitirmeyecek, bunu ancak mücadele ederek biz başarabiliriz.

Önceki İçerikFırtınanın Eşiğinde: Bahoz