Home Manset Özel İtalyan Lisesi Grevine dair

Özel İtalyan Lisesi Grevine dair

123 sayısı, tahminimce sokaktan geçen herhangi bir insan için pek de bir anlam taşımaz; ancak benim, sıra arkadaşlarımın ve eğitim sisteminin asla unutmayacağı, bizi asla tahmin edemeyeceğimiz kadar olgunlaştıran bir sürecin en belirgin özelliği olarak hafızalara kazındı.

Bu yazıda amacım son 123 gün boyunca yaşananları anlatmak, alınan kararları bildirmek değil. Ben, bu süreci deneyimlemiş bir öğrenci olarak bana İtalyan Lisesi Grevi’nden miras kalan hisleri size anlatmak istiyorum. Ben 2 Şubat’tan beri yalnızca bir lise öğrencisi olmadım; hak aramanın ne demek olduğunu, adalet talebinin ne kadar yorucu ancak bir o kadar da değerli olduğunu öğrenmiş bir genç haline geldim. Küçüklüğümden beri televizyonda izlediğim, gazetelerde okuduğum, tarih kitaplarında karşılaşıp hikayelerine imrendiğim mücadeleler gözümün önünde gerçekleşti. İnsanlığın ilk adımlarından beri aynı hedef için yükselen nidaları sadece duymakla kalmayıp; insanların seslerini neden çıkardıklarını, neden vazgeçmediklerini anladım.

“Hayatlarımız, önemli konular hakkında sessiz kaldığımız gün sona ermeye başlar.” -Martin Luther King Jr.

Elbette nihayet grevin son bulması, emeğin hakkının teslim edilmesi hepimizi rahatlattı. Ancak bu rahatlama, şaşırtıcı olmayacaktır ki, büyük bir kutlama coşkusuyla gelemedi. Geride bıraktığımız o 123 gün hem bizler hem de öğretmenlerimiz üstünde derin bir iz bıraktı. Çözüme ulaşılmış olsa bile, verilen mücadelenin ağırlığını ve aylarca yaşanan belirsizliği unutmak kolay mı? Tam da bunun yüzünden bugün kalbimde yatan duygu sevinç değil, ancak buruk bir memnuniyet. Hepimiz köklü bir şekilde değiştik, ve bu uğurda ödenen bedellerin hüznüne rağmen çabalarımızın karşılığını aldık.

Genel olarak bu sürece baktığımızda, benim için baskın gelen duygu minnet. İyi ki bize bu hayat dersini verecek kadar bizi seven, sayan, önemseyen öğretmenlerimiz var. Öyle yoğun bir duygu ki, duyduğum şükranı birkaç cümleye sığdıramayacağımı biliyorum. Yazımı noktalarken Mısırlı gazeteci ve yazar Omar El Akkad’ın, olanlara dair eleştirilerimi sanki zihnimi okumuş gibi dile getirdiği bir sözünü alıntılamak istiyorum.

“Bir gün, güvenli olduğunda, olguları oldukları gibi adlandırmanın hiçbir kişisel sakıncası kalmadığında, herhangi birini sorumlu tutmak için çok geç olduğunda, herkes başından beri buna karşı olmuş olacak.”

 

Özel İtalyan Lisesi’nden bir öğrenci