Dünya tarihinin en büyük sivil filosu 19 Mayıs’ta Gazze açıklarında bir kez daha siyonist varlık tarafından saldırıya uğradı. Ardından gözaltına alınan filo katılımcıları işkenceyle yaralanarak sınır dışı edildiler. Küresel Sumud Filosu, 39 ülkeden 400’den fazla Filistin dostunun denize taşıdığı seferberlikle enternasyonal mücadelemizin tarihine kazındı. Peki bu misyon mücadele yöntemlerimiz hakkında bize ne söylüyor?
Sumud Filosu’nun bir kazanım elde etmediğini iddia etmek, mücadele dinamiklerinin iç içeliğini reddetmek anlamına gelir. Karadan ve denizden birçok oluşumun beraber ördüğü bu seferberlik, etkili olanın neler olduğunu aydınlatmakla kalmayıp burjuva hükümetlerin çelişkilerini de derinleştirdi. Ablukayı kırmak için yola çıkan filo ve kara konvoyu, beraberinde birçok kesimin kendi eylemlerini ortaya koymalarını sağladı. Siyonist varlığın ekonomik damarlarını tıkamak için greve çıkan İtalyan liman işçileri farklı ülkelerin işçilerine yol gösteren bir konumdaydı. Soykırıma sağlanan fonu üretimden gelen güçleriyle kesebileceklerini gören diğer Akdeniz liman işçileri de kendi sendikalarına Filistin’le dayanışma sergilemek için baskı kurdu, eylemler yaptı. Sumud vesilesiyle bir kez daha sendikal mücadelenin zam istemekten çok daha fazlası olabileceği görüldü.
Öğrenci hareketi de tepkisiz kalmadı tabii. Birçok ülkede gençlik örgütleri toplumun farklı kesimleriyle sokaklarda omuz omuza bir duruş sergiledi. Seferberlik, öğrenci hareketinin farklı kesimlerle temas kumasını da sağladı. Bütün bu hareketlilik, proletaryanın bir kez daha eylem deneyimi kazanmasına yol açtı. Sumud, kendini siyasetten uzak konumlandıran kesimlerin dahi diline dolaşarak geniş bir kamuoyu oluşturdu. Gelişen kamuoyunun eylemler halinde vücut bulması, burjuva hükümetler üzerindeki basıncı artırdı. Birçok hükümet; kitlelere açıklama yapmak, yaşatılanları kınamak, Filistin dayanışmasına alan açmak ve seferberliğe yardım etmek zorunda kaldı. Doğası gereği sınırlı olan bu yardımların arkasındaki çıkar ilişkileri, mücadele eden halkların gözünde bir kez daha görünür hâle geldi. Güvenlik Bakanı Ben Gvir’in kaçırılan filo katılımcılarını paylaşarak söyledikleri, siyonist varlığın reformlarla düzelemeyecek kadar şeytani olduğunu bütün dünyaya hatırlattı.
Bütün bu kazanımların yanında Küresel Sumud Filosu’nun kendi geleceği için de önemli lojistik deneyimler kazandığından bahsetmeden geçmemek gerek. Filonun neredeyse ablukayı kırmış olması, bu eylem türünün devamlılığı için çok büyük bir motivasyon oluşturdu. Filo sadece engelleri aşmanın mümkünatını göstermekle kalmadı, yolundaki ticaret gemilerine yönelik aktif eylemliliğini dahi sürdürdü. Bu fiziksel örneklerin yanında, ulusal ve uluslararası düzeyde sol hareket için de yol gösterici bir niteliği vardı. Alternatif eylem yöntemleri bağlamında sosyalist örgütlerin yapabileceklerine bir diğeri eklendi, bu da Filistin halkı ile dayanışma konusunda hangi oluşumların samimiyetle mücadele verdiğini bize gösterdi.
Bugün esir tutulan Sumud Kara Konvoyu katılımcıları için de sürdürmemiz gereken dayanışma, bütün bu ayrıntılı etkenlerle beraber ele alınmalı. Bizi mücadelemizde umutla doldurup muzaffer olma yolunda adım attıracak olan da yaptıklarımızın toplumun kılcal damarlarına kadar inebiliyor olduğunu görmekten geçiyor. Hayatın her köşesinde oluşturduğumuz basınçla siyonist varlığın çatlaklarını genişletiyoruz. Her fırsatta haykıracağız: Nehirden denize özgür Filistin!

























