Üniversitemde bir dönemi daha bitiriyorum. Dönem boyunca LGBTİ+’lar olarak tek adam rejiminin ve üniversitelerdeki kayyumlarının nefret politikalarıyla, kampüslerimizde düzenlenen transfobik etkinliklerle, alanlarımıza ve hayatlarımıza yönelik saldırılarla karşı karşıya kaldık. TOBB ETÜ’de okuyan trans öğrenci Arya nefret ve ayrımcılıkla hayattan koparılırken, sıra arkadaşımızın ölümünün ardındaki soru işaretleri hâlâ aydınlatılmış değil. Daha öncesinde 10. Ve 11. Yargı paketleriyle geçirilmeye çalışılan LGBTİ+ düşmanı politikaları geçirebilmek için şimdi de 12. Yargı Paketi tartışmaları gündeme getiriliyor. Hormona erişimimiz zorlaştırılıyor, uyum ameliyatları adeta imkânsız hale getirilmek isteniyor.
Okullarımızda yaptığımız etkinlik ve eylemlerde güvenlik birimlerinin tacizi ve şiddetine maruz kalıyoruz. Üniversitelerde öğrencilere ve ortak alanlarına yönelik baskılar artarken, LGBTİ+’ların kendilerini ifade edebileceği, var olabileceği yerler ellerinden alınıyor. Git gide daralan bir çembere, cinsiyetli yurtlara ve sesimizin duyulmaması için dolaba hapsedilmek isteniyoruz. Trans öğrenciler cinsiyetli yurtlardan kurtulmak isterken, kimliklerinin aileleriyle olan ilişkileri üzerindeki etkisi onları aynı zamanda ekonomik destekten de yoksun bırakıyor. Öğrenciler okurken çalışmak zorunda kalırken LGBTİ+’lar olarak iş bulmakta zorlanıyor, bulduğumuz işlerde de mobbing, nefret söylemleri ve tacize karşı savunmasız kalıyoruz. Tüm bunlara karşı bu Onur Ayı’nda da söylüyoruz: Yargı paketlerine de kalıplara da dolaplara da sığmayacağız!


























