Fransa’daki öğrenci hareketliliği devam ediyor. Ülkenin yakın zamandaki en büyük ayaklanmalarından birisini oluşturan bu eylemlerin tetikleyici nedeni ise okullar için ayrılan devlet bütçesinin yetersizliği. Bunun en doğal sonucu olan okullardaki kötü koşullara karşı ayaklanan öğrenciler, seferberliklerini devam ettirirken Fransa’da yüksek lisans eğitimi gören bir yoldaşımız ile bu konuda bir etkinlik düzenleme şansımız oldu. Bu etkinlikte Fransa’daki güncel durumdan ve protestoların ilerleyişinden bahsettik.
Çoğunlukla reşit olmayan liselilerden oluşan hareketin, Paris çevresindeki işçi sınıfı mahallelerinde nasıl başladığına ve nasıl oldukça hızlı bir şekilde ülke geneline yayılabildiğinin üzerinde durduk. Yüzlerce lise ve onlarca üniversiteyi etkileyen bu hareketliliğin solun geniş kesimlerinden destek gördüğünü de öğrendik. Etkinlik sırasında velilerinin öğrencilere olan desteği de soruldu. Velilerin desteğinin ilk başta oldukça yüksek olduğu fakat sonrasında medya etkisiyle kötü etkilenmiş olabileceğini öğrendik.
Genellikle Türkiye’de eylemcilere polisin sert müdahalesi eleştirilirken birtakım kesimler Avrupa ülkelerinde bu durumun daha farklı olduğunu düşünüyor. Bu etkinlikteki aktarımlar sayesinde bunun böyle olmadığını, Fransa’da polisin öğrencilere müdahalesinin oldukça sert olduğunu öğrendik. Sakatlanan birçok öğrenci var ve göçmen öğrenciler bu saldırılara daha da çok maruz kalıyorlar. Medyanın eylemci öğrencileri şeytanlaştırması da yine buradan alışık olduğumuz, Fransa’da da var olan bir durum. Bu durumun ilk başta eylemleri destekleyen öğrenci velilerinin dışındaki halkın da bir noktadan sonra karşı tutumlar almasına yol açabileceği ifade edildi. Eylemlerdeki yağma gibi çeşitli olayların sorulduğu bir söz alındığında da yağma ve şiddet olaylarının yaşandığını ancak medyaya yansıyan her görüntünün eylemlerin doğasını yansıtmadığı söylendi. Bu konuda hükümetin sürekli olarak eylemleri kaotik vandalizme indirgemek için çok çaba sarf ettiği ancak eylemlerin bunu aşan bir niteliği olduğu vurgulandı.
Etkinlikte hareketin önünde duran asıl sınavdan bahsetmeyi de ihmal etmedik. Hareketin gücünün azımsanamayacak bir kısmı işçi-öğrenci dayanışmasından geliyor ve geleceğinin önündeki en büyük sorunlardan birisi de önderlik krizi. Süregelen mücadelenin başarıya ulaşmasının öğrencilerin hareketlerini kendi sorunlarıyla kısıtlı tutmayıp onları Fransa işçi sınıfının sorunlarıyla ve kapitalist rejimle bağlayacak bir programa bağlı olduğunu vurgularken Fransa’daki çoğu sol partinin de maalesef bu sorunlara karşı reformist çözümler sunduğuna değindik. Fransa öğrenci hareketinin önündeki görevlerden bir tanesi de kalıcı örgütlenme Fransa işçi sınıfının ve öğrencilerin talepleri bir hayal değil, sahip olunan imkanlarla rahatlıkla gerçekleştirilebilecek talepler. Bunun farkına varabilmek ve Türkiye’deki öğrencilerin benzer sorunlarının dünyanın başka yerlerinde de ortak olduğunu görebilmek oldukça değerliydi.



























