“Oku evladım, oku da baban gibi eşek olma!” Bu hülyalı sözü zannediyorum ki duymayan genç yoktur. Eğitim sistemi ne kadar bozuk, şartlar ne kadar adaletsiz olursa olsun her emekçi çocuğunun ve ebeveynin aklında dönüp dolaşan bir hayal vardır: üniversite mezunu olup sınıf atlamak. Bir zamanlar gerçekliği olan bu hayalin bakalım günümüzdeki vaziyeti nedir?
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırma Merkezi’nin (BETAM) geçtiğimiz ay yayınladığı İstanbul Genç İşgücü Piyasası raporu, durumun pek de parlak olmadığını ortaya koyuyor. Rapora göre üniversite veya yüksekokul mezunu 25-31 yaş arası gençlerin yüzde 28’i iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Diplomalarıyla girdikleri işlerde insan onuruna yaraşır bir ücret almayı uman gençler iş bile bulamıyor! Diyelim ki iş buldular, bu gençlerin yüzde 40’ı mezun oldukları alanla ilgili bir işte çalışmıyorlar. Bin bir emekle alınan o diplomalar günün sonunda çöp olup gidiyor. Ya işsizsin ya da aldığın diploma bir kâğıt parçasından ibaret. Dönüp dolaşıp aile evine dönüyorsun: 30-39 yaş grubundaki her üç gençten biri anne babasıyla yaşıyor. Sınıf atlamaktan bahsetmiştik, daha aile evimizin dışına atlayamıyoruz…
Gençlik patriyarkadan azade değil
Gençliğin kendisini bulduğu bu ekonomik cenderede kısa çöpü her zaman olduğu gibi kadınlar çekiyor. BETAM raporuna göre genç kadınların yüzde 34,1’i ne eğitimde ne de istihdamda. Bırakın işsiz olmayı, kadınlar işgücüne bile dahil olamıyor. Yeniden üretim ve bakım emeği yükünün tamamı sırtlarına yüklenen kadınlar eve hapsediliyor. Patronların bu “kadın istihdamı” sorununa çözümleri ise dahiyane: Ücretsiz ve nitelikli kreşler, bakımhaneler, çamaşırhaneler, lokantalar değil; kadınların “hem çalışıp hem çocuk bakabilecekleri” uzaktan ve yarı zamanlı “esnek” çalışma modellerini öneriyorlar. Çifte sömürüye devam; kadınlar hem güvencesizleştirilsin hem de ev içinde sömürülmeye devam etsin!
Ne yapmalı?
Yazı boyunca sıraladığımız tüm bu sorunlar “gençlik” adlı soyut bir kategorinin sorunları değil, görece “kalifiye” bir genç işçi kuşağının sorunları. Dolayısıyla bu sorunların çözümü de aynı ekonomik saldırı programının hedefindeki diğer işçilerden farklı değil. Genç işçiler olarak ortak sorunlarımız etrafında, en acil taleplerimizi gündeme alan bir mücadele programı ekseninde işçi sınıfının tamamıyla birleşik bir mücadele hattı inşa etmek zorundayız. Ancak böyle bir mücadele hattı yoluyla burjuvazinin ekonomik saldırı programına ve rejimin baskı politikalarına göğüs gerebiliriz.


























