Yeni eğitim-öğretim yılı, İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde yemekhane zamlarına karşı yapılan eylemlerle başladı. Ancak ardı arkası kesilmeyen zamlar sadece bu kurumlara özgü değil; bu dönem yemekhanesi zamlanan öğrenci sayısı milyonları buluyor. Son yıllarda Hacettepe, Ege, Dokuz Eylül ve ODTÜ gibi okullardaki benzer eylemler, sorunun ülke çapında olduğunu gösteriyor. Protestoların çıkış noktaları ise büyük ölçüde ortak: sürekli artan fiyatlar, küçülen porsiyonlar, düşen kalite ve beslenme hakkı için banka müşterisi olmanın dayatılması. Üniversiteler genelinde gördüğümüz bu eğilimin ardında ise Orta Vadeli Program (OVP) dahilinde uygulanan ekonomi politikaları yatıyor.
Ekonomik kriz derinleşirken rejim, OVP’de kamu harcamalarını kısacağını, vergileri artırıp emekçiden ve öğrenciden kestiği kaynağı sermayeye aktaracağını duyuruyor, yani krizin faturasını emekçi halka kesiyor. Yemekhanelerimizin ihaleleri fahiş bedellerle taşeron şirketlere verilirken, daraltılan bütçeler sonucunda öğrencilere ayrılan yemek sübvansiyonları da hızla eriyor. Sonuç olarak, yediğimiz yemeğin hem ihale bedeli artıyor hem de bu maliyetten öğrencinin sırtına yüklenen pay ağırlaşıyor. Örneğin bu dönem itibarıyla TEMAŞ ile yeniden sözleşme imzalayan Boğaziçi Üniversitesi, bir öğün yemeğin maliyetinin 350 TL olduğunu iddia ederken, bu ücretin devlet tarafından karşılanan oranının giderek düştüğünü gizliyor. Öğrenciler, üniversite hayatlarının başlamasıyla birlikte beslenme haklarından yararlanabilmek için bankaların müşterisi olmak zorunda kalıyor. Her sene tek bir üniversiteden binlerce yeni müşteri kazanan bankalar sıcak para akışını büyütürken, sermaye de kendi maliyetlerine daha kolay fon sağlıyor. Tabaktaki porsiyonun küçülmesiyle OVP’deki bütçe kesintileri, banka dayatmasıyla sermayeye sağlanan teşvikler birbirinden bağımsız değil. Öğrencinin midesinden kısılan her gram, TEMAŞ gibi şirketlerin kâr marjını korumak için uygulanan bir sermaye transferi mekanizmasıdır. Öğrencilere sağlanan destekler ise tamamen erimiş durumda. KYK burslarının alım gücü her geçen yıl tükeniyor; artık bırakın diğer masrafları, sadece KYK bursuyla asgari düzeyde beslenme ihtiyacımızı karşılamak bile imkânsız.
Tek Adam rejiminin uyguladığı bu yoksullaştırma politikalarına karşı koyabilmek için ortak bir mücadele programı şart! Bu doğrultuda Zırhlı Tren olarak acil taleplerimiz şunlardır: Yemekhane zamları derhal geri çekilmelidir. Gelecekteki olası zam oranları, KYK burslarına yapılan artış oranını kesinlikle aşmamalıdır. Yemekhane ve burslarla ilgili tüm kararlarda, öğrencilere ve üniversite emekçilerine Öğrenci Temsilci Kurulları ve sendikalar aracılığıyla söz hakkı tanınmalıdır. Her öğrencinin beslenme tercihine uygun, nitelikli ve doyurucu yemek imkânı sağlanmalıdır.
Zırhlı Tren’in programı ve üniversitelerde işçi-öğrenci denetimi şiarı etrafında birleşelim!

























