Zırhlı Tren 2026-2027 Acil Eylem Programı

25 yıllık AKP iktidarı ve bu iktidarın inşa ettiği Tek Adam rejimi, tüm emekçi kesimlere
olduğu gibi öğrenci gençliğe de baskı, yoksulluk ve geleceksizlikten başka bir şey vaad
etmiyor. Öğrenciler için hayat gittikçe pahalılaşıyor, eğitimimize devam edebilmek için bir
yandan çalışmak zorunda kalıyoruz, mezuniyet sonrası iş bulabileceğimiz bile meçhul
olduğundan gelecek kaygısı hayatımızın hep merkezinde, baskı kamçısı ise sırtımızdan hiç
eksik olmuyor: üniversitelerden belediyelere kayyumlar atanıyor; hakkını arayan öğrenciler
ise polis copuyla ve cezaevi koridorlarıyla karşılanıyor.

Bu tablo rastgele oluşmadı, bilinçli bir planın ürünü. Tek adam rejiminin var oluşu sermaye sınıfının servetlerine servet katması üzerine kurulu. Rejimin 2023 yılından beri uyguladığı ve ekonomiyi şekillendiren Orta Vadeli Program (OVP) da bu hedef doğrultusunda hareket ediyor. OVP’nin dünya ekonomik krizinden Türkiye’nin payına düşen ‘faturayı’ emekçilere kesmek ve sermaye gruplarına servet aktarmak dışında bir işlevi yok. Tek Adam rejiminin giderek artan baskı politikasının sebebi de bu sermaye programını hayata geçirmek istemesinde aranmalı.

Yani KYK bursu bir ay boyunca yemekhaneden 3 öğün karnımızı doyurmaya dahi
yetmiyorsa, niteliksiz devlet yurtlarına veya tarikat yurtlarına mahkum ediliyorsak, mezun
olduğumuzda da düşük ücretler veya daha kötüsü işsizlikle karşı karşıya kalıyorsak hepsi ve
daha fazlasının sorumlusu kapitalizm ve ülkemizdeki temsilcisi Tek adam rejimidir. Tüm bu
sorunlar kapitalizm altında eğitimin piyasalaşması sonucu olağan eğilimler, rejimin yaptığı
ise bu eğilimleri tüm şiddetiyle üzerimize bindirmek. Emekçi halkın çocukları biz öğrencilere
bu düzenin layık gördüğü işte tam da bu.

Zırhlı Tren olarak, Tek Adam rejiminin uyguladığı bu saldırı programına ancak biz
öğrencilerin ve emekçilerin ortak bir mücadele programı etrafında karşı koyabileceğimizi
biliyoruz. Demokratik ve ekonomik acil taleplerimiz etrafında, gelişecek kitlesel
seferberliklerde rejimden ve kapitalizmden kopuş perspektifiyle mücadeleyi inşa edelim.

Kayyum Rejimine Son!
Tek Adam rejiminin 10 yıldır üniversitelerde ve belediyelerde uyguladığı kayyum politikası
okullarımızdaki baskı mekanizmasının merkezinde yer almaktadır. Kayyum siyaseti
üniversiteleri sermayenin ihtiyaçları ve rejimin direktifleri doğrultusunda yönetmek için
dizayn edildi. Bu yolla öğrencilerin, akademisyenleri ve üniversite emekçilerinin her türlü
hak arayışı kayyum yönetim ve polis baskısıyla ezilmeye ve kriminalize edilmeye çalışılıyor.

Seçilmemişler ve kayyumlar okul yönetimlerinden alınmalı. Vakıf üniversiteleri
tazminatsız bir şekilde kamulaştırılmalı. Üniversitelere iktidar tarafından kayyum
atanması politikasına son verilmeli. Öğrencilerin demokratik taleplerini ve nasıl bir üniversite istediklerini ifade edebilmeleri ve tartışabilmeleri için her türlü toplantı alma, gösteri ve yürüyüş yapma hakkı sınırsız bir şekilde tanınmalı.

Üniversiteleri Bileşenler Yönetmeli!
Yaşadığımız sorunları en iyi yine biz öğrenciler ve emekçiler anlayabiliriz. Yemekhanelerdeki
yemekler düzelecekse, ders çalışabileceğimiz nitelikli kütüphaneler ve sosyalleşebileceğimiz
ücretsiz ortak alanlar açılacak ve bir daha elimizden alınamayacaksa, bunun tek garantisi
vardır. O da çıkarı bundan başka hiçbir şeyde olmayanlar yani biz öğrencilerin emekçilerle
birlikte üniversite yönetiminde söz hakkına sahip olmasıdır. Bu yüzden kayyum yönetimler gitmeli ama yetmez diyoruz. Liselerde ve üniversitelerde okul yönetimlerini bizzat bileşenler; yani okul işçileri, öğrenciler ve akademik personel oluşturmalı. Üniversitelerde İşçi-Öğrenci Denetimi!

Laik, Parasız, Bilimsel ve Anadilinde Eğitim!
Akut bir yaşamsal kriz haline dönüşen barınmanın parasız, sağlıklı, nitelikli ve güvenli bir
sosyal hak olarak tesis edilmesini savunuyoruz. Cemaat ve tarikat yurtları kapatılmalı,
öğrenciler bu işçi ve kadın düşmanı yapılanmaların yurtlarına muhtaç bırakılmamalıdır. Okul
içi özel işletmelerde yemeklerin pahalıya pazarlanmasına, öğrencilerin aç bırakılmasına son
verilmesini istiyoruz. Sağlıklı, nitelikli ve parasız yemek bütün öğrencilerin sosyal hakkı
olarak tesis edilmeli. Yemekhaneler taşeron şirketlere, kantinler özel firmalara kapatılmalı.
Kâr odaklı akademik araştırmaların fonlanması durdurulmalı; emekçi halkın ve doğanın
ihtiyaçlarını merkeze alan araştırmalara alan açılmalı. Her türlü yeteneğin gelişmesine olanak sağlayan, kafa emeği ile kol emeği arasındaki çelişkiyi ortadan kaldıran bir üniversiteye ihtiyaç var.

Yurtlarda İşçi-Öğrenci Denetimi!
KYK yurtlarında yüz binlerce üniversite öğrencisi barınıyor ve bu yurtların niteliksiz koşulları
hayatlarımızı zindana çeviriyor. Hatta kimi zaman öğrencilerin canını alıyor. KYK
yurtlarındaki sorunlar öğrenci hareketinin çözmek zorunda olduğu başlıca gündemler
arasında. Bu sorunlar yumağının çözümünün ‘Yurtlarda öğrenci denetimi’nden geçtiğini
düşünüyoruz.

KYK yurtlarının koşullarının öğrenciler tarafından denetlenmesi ve belirlenmesi için öğrencilerin temsilini sağlayacak Yurt Komitelerimizi inşa edelim.

Öğrenci Yoksulluğuna Son!
KYK bursları ve kredileri üniversite öğrencilerinin başlıca gelir kaynakları arasındaydı.
Yıllar içerisinde KYK burs ve kredisi çeyrek asgari ücretten, asgari ücretin yüzde 10’una
kadar geriledi. Tek Adam rejimi de burs ve kredilerin yetersiz olduğunun farkında olmalı ki,
kredi ve bursu ikame etmek için İŞKUR Protokolü gibi yöntemler ile çözümü öğrencileri
işçileştirmekte buluyor.

Sermayenin çıkarlarını korumak üzere inşa edilmiş rejimin yalanlarına karnımız tok!
Öğrenciler için kaynak var! Kaynak yok diyenler bankaların karlarına veya emekçi
halkın almadığı ama onların ödediği dış borçlara baksın. KYK bursları 3 ayda bir
gerçek enflasyon oranında derhal arttırılmalı ve bütün krediler bursa çevrilmeli.

Eğitimde Erkek Şiddetine Son!
Kampüste, yurtta, öğrenci kulüp ve topluluğunda yani üniversitenin bütün yerleşkesinde
patriyarkal baskı ve sömürü ilişkileri kendini tüm ağırlığıyla gösteriyor. Kadın ve
lgbti+ öğrenciler patriayarkal sömürü sisteminin sonucu olarak fiziksel veya psikolojik
şiddetin çok farklı biçimlerine maruz kalıyorlar. Buna karşı kadın ve lgbti+ öğrencilerin ders
müfredatlarının içeriğinden okuldaki sosyal faaliyetlere kadar geniş bir yelpazede denetim
hakkını savunuyoruz. Patriayarkaya karşı feminist mücadeleyi destekliyoruz. Toplumsal
cinsiyet eşitliğini merkeze koyan bir eğitim anlayışının inşa edilmesinin yanında mevcut
şiddete karşı da Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu (CİTÖK) talebini savunuyoruz.

Okul genelinde hayata geçirilen bütün cinsiyetçi uygulamalar ortadan kaldırılmalı,
ortaya çıkan her türlü cinsel şiddet/tacize karşı yaptırım yetkisine sahip CİTÖK’leri inşa edelim.

Filistin’in Katillerine Geçit Yok!
3 yıldır İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım Lübnan, Yemen ve İran’a değin genişleyen
Emperyalist-Siyonist saldırganlıkla büyüyerek devam ediyor. Eğer emperyalist-siyonist
saldırganlık hedeflerine ulaşırsa bu bütün emekçiler için olacağı gibi öğrenci-gençlik için ağır
bir yenilgi olacak. Bu yüzden ezilen halkların mücadelesini desteklemeli ve kampülserimizde
anti-emperyalist mücadeleyi büyütmeliyiz. Tek Adam rejimi ABD emperyalizmi ile
ilişkilerini geliştirip İsrail ile ilişkileri örtük bir şekilde sürdürürken Türkiye gençliğine bu
bakımdan önemli görevler düşüyor.

NATO’dan çıkılsın, tüm NATO üsleri kapatılsın! İsrail’e akademik boykot! Nehirden
denize özgür Filistin için İsrail’e tam ambargo!

ÖTK’lar yoluyla Öğrenci Denetimi!
Tek Adam rejimi, öğrenci hareketinin yıllar içerisinde kazandığı Öğrenci Temsilci Konseyleri
(ÖTK) seçimini hemen hiçbir okulda ya yapmıyor ya da kendine yakın öğrencileri bu
organlara adeta atıyor. Rejimin bu politikasının sebebi kendisine karşı gelişebilecek
seferberliklerde öğrenci hareketini örgütlü ve merkezi bir koordinasyondan yoksun
bırakmak. Çünkü ÖTK’lar öğrenci hareketinin süreklilik kazanması ve kalıcı olmaktan uzak
yapısının değiştirilmesi için ciddi imkanlar barındırıyor. Bu yüzden öğrenci-gençlik sektörünün en geniş birliğini sağlamak için bütün sınırlılıklarına rağmen ÖTK’ları bütün okullarda savunuyoruz. Yerel veya ulusal, ekonomik veya demokratik her türden kitle seferberliği içerisinde ÖTK’ları inşa etmeliyiz.

ÖTK seçimleri her bir okulda, ardından da ulusal düzeyde özgür bir şekilde
gerçekleştirilsin! ÖTK’lar üniversite yönetim kurulu ve senato toplantılarına söz ve oy hakkı olmaksızın değil, daimî olarak katılabilmeli. Öğrenciler, ÖTK’lar yoluyla üniversite yönetiminde söz, yetki ve karar hakkına sahip olmalıdır.

Önceki İçerikFilm Yapmak İsteyenler İçin Bir Rehber